translation of the day / excerpt from joanna russ

Joanna Russ, How To Suppress Women’s Writing / Kadın Yazını Nasıl Bastırılır? Kitabın giriş yazısından bir alıntı.

Çeviri: Yesari Mütercim Mundar Hanımbey

Eğer belli insanların “büyük” edebi eserler üretme kabiliyetine sahip olmadıkları varsayılıyorsa ve bu varsayım bu tür insanların haddini bildirmek için kullanılan araçlardan biriyse, (sosyal anlamda) ideal durum bu tür insanların herhangi bir şekilde edebiyat üretmelerinin engellendiği durumdur.

Ama resmî bir yasaklama, oyunun foyasını ortaya çıkarma eğilimindedir—mesela, eğer köylüler okuma yazma bilmez durumda bırakılıyorsa, er ya da geç, birileri okur-yazarlığın olmadığı yerde, bu tür edebiyatın iyi veya kötü olması bir yana, yazılı edebiyatın tamamen konu dışı olduğuna uyanacaktır; ve eğer mühim edebiyat, tanımı gereği sadece Latince olarak üretilebiliyorsa, kız çocuklarına Latince öğretmeme geleneği, er ya da geç, yine birilerinin bu durum değiştirilse ne olacağını merak etmelerine sebep olacaktır.

Bu türden bir statükoyu savunan tartışmalar rahat kaçıracak derecede döngüseldir. (Gerçekten de bu tür sorular geçtiğimiz yüzyıllarda Avrupa’da tekrar tekrar sorulmuştur, ve sonunda reformlar yapılmıştır.)

İsmen eşitlikçi bir toplumda (sosyal anlamda) ideal durum, “yanlış” gruplara mensup insanların edebiyat (veya aynı öneme sahip etkinliklere) katılma özgürlüğüne sahip oldukları, ancak bunu yapmadıkları durumdur, böylece bu işi aslında beceremedikleri kanıtlanmış olur. Ama gelin görürün ki onlara gerçek anlamda mümkün olan en az özgürlüğü verdiğinizde bile bu işi yapacaklardır. Bu anlamda meselenin püf noktası bu özgürlüğü mümkün olabildiğince sözde bir özgürlük haline getirmek ve sonra da—nasıl olsa bazı ismi lazım değiller bu işi zaten yapacağından—bunun sonucu olarak ortaya çıkan sanatsal eserleri görmezden gelmek, kınamak ve küçümsemek için çeşitli stratejiler geliştirmektir. Eğer düzgün bir şekilde uygulanırsa, bu stratejiler “yanlış” insanların edebiyat, sanat veya her neyse, yapmaya (lafta) özgür olduğu, ama çok azının yaptığı, ve yapanların da (görünüşe göre) bu işte kötü olduğu bir toplumsal durumla sonuçlanır, böylece biz de öğle yemeği için evimize gidebiliriz.

Yukarıda belirtilen yöntemler değişkendir ama belirli anahtar alanlarda gerçekleşme eğilimindedir: yasaklar (buna cesaret kırma ve malzeme ve eğitim olanaklarına erişimsizlik dahildir); söz konusu eserin yazara ait olduğunu inkar (bu manevra basit bir yanlış atfetmeden baş döndürücü incelikte psikolojik kurnazlıklara kadar gider); eserin çeşitli yollarla küçümsenmesi; eserin ait olduğu gelenekten yalıtılması ve böylece müstesna ilan edilmesi; eserin yazarın kötü karakterine işaret ettiği ve bu nedenle esasen sadece yüz kızartıcı türden bir ilgiye layık olabileceği veya hiç yazılmamış olması gerektiği iddiaları (bu ondokuzuncu yüzyılla beraber bitmedi); ve en basitinden eserlerin, eser sahiplerinin, ve tüm geleneğin yok sayılması, ki bu en yaygın kullanılan ve mücadele edilmesi en zor tekniktir.

 

Original Excerpt:

If certain people are not supposed to have the ability to produce “great” literature, and if this supposition is one of the means used to keep such people in their place, the ideal situation (socially speaking) is one in which such people are prevented from producing any literature at all.

But a formal prohibition tends to give the game away—that is, if the peasants are kept illiterate, it will occur to somebody sooner or later that illiteracy absolutely precludes written literature, whether such literature be good or bad; and if significant literature can by definition be produced only in Latin, the custom of not teaching Latin to girls will again, sooner or later, cause somebody to wonder what would happen if the situation were changed.

The arguments for this sort of status quo are too circular for comfort. (In fact such questions were asked over and over again in Europe in recent centuries, and eventually reforms were made.)

In a nominally egalitarian society the ideal situation (socially speaking) is one in which the members of the “wrong” groups have the freedom to engage in literature (or equally significant activities) and yet do not do so, thus proving that they can’t. But, alas, give them the least real freedom and they will do it. The trick thus becomes to make the freedom as nominal a freedom as possible and then—since some of the so-and-so’s will do it anyway—develop various strategies for ignoring, condemning, or belittling the artistic works that result. If properly done, these strategies result in a social situation in which the “wrong” people are (supposedly) free to commit literature, art, or whatever, but very few do, and those who do (it seems) do it badly, so we can all go home to lunch.

The methods indicated above are varied but tend to occur in certain key areas: informal prohibitions (including discouragement and the inaccessibility of materials and training), denying the authorship of the work in question (this ploy ranges from simple misattribution to psychological subtleties that make the head spin), belittlement of the work itself in various ways, isolation of the work from the tradition to which it belongs and its consequent presentation as anomalous, assertions that the work indicates the author’s bad character and hence is of primarily scandalous interest or ought not to have been done at all (this did not end with the nineteenth century), and simply ignoring the works, the workers, and the whole tradition, the most commonly employed technique and the hardest to combat.

What follows is not intended as a history. Rather it’s a sketch of an analytic tool: patterns in the suppression of women’s writing.

original here: http://www.utexas.edu/utpress/excerpts/exrushow.html